midas'ın kulakları
Yazar Aysin Uysal   

Tarla kuşu hüzünlü ötüşüyle şafağın yakın olduğunu haber verdi. Onu başka ötüşler takip ederken yaşlı adam elindeki yağ kandilini üflemeden önce, terk etmekte oldukları yurdu, yaşamış oldukları evi şafağın alaca karanlığının da yardımıyla son kez süzdü. Sonra bir çift öküzün koşulu olduğu, içi eşya dolu eski arabanın sürücü yerine yerleşti. Kırbacın havaca şaklamasıyla öküzler ağır arabaya bir gayret asıldılar. Arabanın içinde üç kişiydiler. Yaşlı bir ana, orman işçisi baba ve genç oğulları. Günler sürecek yolculuk Kral yolu boyunca önce Bey Dağlarını sonra Batı Torosları aşarak Kuzeye Frig ülkesine kadar sürecekti. Orada ise onları bir kehanet bekliyordu: "Şehre ilk giren kişi kral olacak"

Yazı : İhsan Kuşçu Fotoğraf : Nermin Keskin Kuşcu ve İhsan Kuşcu

 

Tarla kuşu hüzünlü ötüşüyle şafağın yakın olduğunu haber verdi. Onu başka ötüşler takip ederken yaşlı adam elindeki yağ kandilini üflemeden önce, terk etmekte oldukları yurdu, yaşamış oldukları evi şafağın alaca karanlığının da yardımıyla son kez süzdü. Sonra bir çift öküzün koşulu olduğu, içi eşya dolu eski arabanın sürücü yerine yerleşti. Kırbacın havaca şaklamasıyla öküzler ağır arabaya bir gayret asıldılar. Demir çemberli tekerleklerin dönmesiyle Telmesos (Patara) kenti yavaş yavaş arkada kalmaya başladı. Arabanın içinde üç kişiydiler. Yaşlı bir ana, orman işçisi baba ve genç oğulları. Günler sürecek yolculuk Kral yolu boyunca önce Bey Dağlarını sonra Batı Torosları aşarak Kuzeye Frig ülkesine kadar sürecekti.

Hangi nedenle antik Telmesosu terk ettikleri bilinmiyor. Deniz korsanlarının köy baskınları mı yıldırmıştı, yoksa tükenen ormanlar mı işsiz bırakmıştı babayı. Belki salgın bir hastalık, belki de kuzeydeki zengin Frig ülkesi çekmişti onları.

Yolculukları sırasında Frig ülkesinin kralı Gordios ardında veliaht bırakmadan ölür. Halk üzgün, ülkenin ileri gelenleri ne yapacağını bilmez haldedir. Sonunda kahinlerden yardım istenir. Kehanet; Gordion kentinin kapısından arabasıyla ilk giren kral olacaktır.

O artık Kral Midas’tır.

Kral Midas Frig ülkesinin en iyi bilinen iki kralından biridir. Aslında Frig kralları ya Gordios ya da Midas olarak anılırsa da Kral Midas Asur çivi yazısı tabletlerinde Mita olarak tanımlanan kraldır. Midas dünyaya doğumsal bir anomaliyle gelmiştir. Kulakları başın iki yanında asimetrik olarak yer almaktadır ve bir ihtimal kulak kepçeleri de farklı büyüklüktedir. Bu nedenle olsa gerek kral Midas sürekli olarak kulaklarını gizleyen bir başlıkla dolaşmaktadır. Bu durumun halkın dikkatini çekmemesi ve bunun için çeşitli söylentilerin yayılmaması mümkün mü?

 

Midas, Anadolu topraklarındaki en önemli yol kavşaklarından birinde, en büyük pazarların kurulduğu, bol sulu Sakarya nehrinin hemen dibinde yer alan başkent Gordion da krallığını sürdürmektedir. Ülkesi zenginlik ve refah içindedir. Gordion kenti aşılmaz güçlü surların ardında güvendedir. Doğudan, adına Kimmerler denilen çapulcu sürüsünün gelmekte olduğu, ulaştıkları her yere yağma ve yıkım götürdükleri duyulmaktadır ama Midas kentine güvenir.

İ.Ö. 695 yılında Kimmerler Frig ülkesine girerler. Adeta bir çekirge sürüsü gibi karşı konulmaz bir güçle saldırırlar. Gordion’dan geriye yakılıp yıkılmış ve talan edilmiş bir kent kalmıştır. Kral Midas bu talandan sağ çıkar ama geriye bir şey kalmamıştır. Efsaneye göre yıkıntıların arasında dolaşırken üzüntüden boğa kanı içerek intihar eder.

 

Açık ve serin bir sonbahar sabahı Ankara’dan yola çıktık. Çok kısa bir sürede önce Polatlı’ya, oradan da “Gordion-Yassı Höyük” tabelalarını takip ederek kral Midas’ın tümülüsünün ve Gordion Müzesi’nin olduğu yere geldik.

Müze ve tümülüs yolun iki yanında karşılıklı olarak yer almakta. Kapıdaki görevli önce bilet almamızı, müzeden sonra tümülüsü de ziyaret edebileceğimizi söyledi. Bizimse sabırsızlığımız biran önce tümülüsün içini görmek, ama bilet almak için müzeye girince biraz da zorunluluktan önce müzeyi gezmeye karar verdik. Müze bahçesinde bir çatı altında korumaya alınmış Gordion kentindeki sarayların zemin mozaikleri sergilenmekte. Bu mozaiklerin ilginç yanı çakıl taşlarından yapılmış olmaları. Taşlar kesilip traşlanmadan öylece kullanılmışlar. Müze binasının içinde Gordion kenti kazılarından elde edilen buluntular kronolojik bir sıra takip edilerek sergilenmiş. Gordion kentinin 18 katmandan oluştuğunu yani 18 ayrı uygarlığa ev sahipliği yaptığını burada öğreniyoruz.

Tümülüs, kral ve soylu kişilerin mezarlarının üzerine oluşturulan yapay tepenin adı. Aslında şimdiki Trakya bölgesinde hüküm sürmüş “Traklar”ın ölü gömme geleneği. Frigyalıların Makedonya’dan Anadolu’ya geldikleri düşünülürse bu geleneği nereden getirdikleri anlaşılır.

Müze bahçesinden geçip yolun karşısına geçtiğinizde Kral Midas’ın tümülüsü 55 m.lik muhteşem yüksekliğiyle karşınızda durur. Antik çağın bu 2. en yüksek tümülüsü 1957 yılında önce sondaj yapılarak mezar yeri tespit edilmiş ve 1962 de tamamen Türk mühendisliğinin bir eseri olarak beton konstrüksiyon sistemi ile mezar odasına giden bir geçit yapılmıştır.

Tümülüsün kesilerek oluşturulduğu yoldan ilerleyerek giriş kapısına ulaştık. Çok heyecanlıyız, daha önce hiç böyle bir deneyim yaşamadık. Antik çağın en önemli kralına gidiyoruz. Yüksek demir kapılar sonra bir giriş holü. Burada ışıklı panolarla tümülüsün hikayesi sergileniyor. Zaman ayırırsanız oldukça bilgilendirici. Ama biz heyecanımızı bastıramayıp burayı çıkışa bırakıp geçide açılan kapıları geçiyoruz. Soğuk, nem, toprak kokusu ve üzerimizde üç bin yılın ağırlığı. Fotoğraf çekerken “sakin ol” diyorum kendime, çünkü ellerim titriyor.

Burası 70 metre uzunluğunda dar bir tünel. İki insan yan yana ancak geçebilir. Yüksekliği fazla değil ama dik yürünebiliyor. Dümdüz uzanmıyor o nedenle sonunu uzunluğunu göremiyorsunuz, bu da ayrı heyecan. Sanki bir Mısır piramidinin içindeyim ve mezar odasına yürüyorum, üstelik bizden başka kimse yok. Bu şekilde biraz ilerledikten sonra mezar odası görünüyor. Kütüklerden yapılmış bir orman kulübesini andırıyor. Fazla yaklaşamıyoruz, aramızda demir parmaklıklar var ama iyi fotoğraf alamamanın sıkıntısı dışında duygularım değişmiyor.

Friglerin soylu ve ileri gelenlerinin gömülme geleneği olan Tümülüslerin yapım şekli şöyle anlatılıyor: Önce yere bir çukur kazılıyor ve oraya ölünün ve mezar hediyelerinin konulacağı ahşap bir kulübe yapılıyor. Törenlerden sonra kulübenin çevresi tercihen kireç taşı bloklarla örülüyor, üzeri de taşıyıcı kütüklerle kapatılıyor. Son olarak da ölünün hayattaki sınıfına göre yüksekliği değişen kilden bir tepe oluşturuluyor. Bölgede bu şekilde yapılmış  İ.Ö. 8 yy ile İ.Ö. 6 yy arasında tarihlenen çok sayıda tümülüs bulunmakta.

Kral Midas’ı ardımızda bırakıp aracımızla 2 km kadar batıda yer alan Gordion antik kentine doğru yol alıyoruz. Gordion Yassıhöyük adlı köyün hemen yanında, Sakarya Nehri kıyısında yer alıyor. Çok az bir kısmı kazıldığı ve açılan bölümler iyi tanıtılmadığı için çok göz alıcı bir görüntüsü yok. Şehrin girişinde yer alan görkemli duvarlar bana Midas’ın kral olmasını, Kimmerli istilacıları duvarların üzerinde beklemesini ve acı ve hüzün dolu sonrasını hatırlattı.

Kazıların yapıldığı alanı tam tur dolaştıktan sonra bu mevsimde şaşırtıcı bir debiyle  akan Sakarya Irmağı kıyısında güzel bir molayı hak etmiştik doğrusu. Bu heyecan verici gezinin tamamlanabilmesi için bölgeden ve Midas’ın mezarından elde edilen buluntuların sergilendiği “Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi”ni de mutlaka ziyaret etmek gerektiğini düşünüyorum.

Eşek kulaklı Kral
Sanatın ve müziğin tanrısı Apollon ile kırların tanrısı keçi ayaklı Pan arasında bir müzik yarışması yapılmaktadır. Jüri üyelerinden biri de Kral Midas’tır. Pan flütüyle çok hoş melodiler çıkarsa da Apollon’un altın liri ile boy ölçüşmekten çok uzaktır. Jüri üyelerinden tanrı Tmolos birincilik çelengini tanrı Apollon’a vermeye kalkar ama Kral Midas kibrinin esiri olmuştur ve oyunu Pan’dan yana kullanır. Apollon bu duruma çok kızar ve “Güzel müziği ayırt edemeyene insan kulağı yakışmaz” diyerek Midas’ın kulaklarını eşek kulağına dönüştürür.

Midas tanrı armağanı kulaklarını bir süre bir külah içinde saklasa da saç traşını yapan berberinden saklayamaz. Berber bu sırrın ağırlığını uzun süre taşıyamaz ama korkudan da kimselere söyleyemez. Sonuçta bir yol bulur, ıssız bir yerdeki bir kuyuya eğilir ve “Midas’ın kulakları eşek kulakları” diye bağırır. Bu kuyunun suyuyla sulanan çevredeki sazlar her rüzgar estiğinde “Midas’ın kulakları eşek kulakları” diye salınırlar. Çok geçmeden bütün Frig ülkesi Kral Midas’ın büyük sırrını öğrenmiş olur.      

          
 
 
 
Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?

Fotoğraflar


4x4 Off-Road

Motosiklet

Doğa Gezileri

Oyun - Eğlence