4x4 Freelife Anasayfa arrow 4x4 Freelife Dergisi arrow bir 4x4 macerası: bu hayat benimmmmm
bir 4x4 macerası: bu hayat benimmmmm
Yazar Aysin Uysal   

 

Her şey Ocak 2005 yılında Freelife dergisini gazete bayiinde görmemle başladı diyebilirim. İlk önce abonelik daha sonra yazarların bir kaçı ile sohbet, bazı taşların yerli yerine oturmasına sebep oldu. Artık kararımı vermiştim ben yol dışına ait bir insandım.

Yazı ve Foto Sinan Yeğin

 

 

 

 

 

 

 

İlk aracım 2005 model bir Kia Sorento oldu.
Bu araç yolda da yol dışında da birçok arkadaş bulmama sebep oldu. Çünkü insanlar merak ediyordu kimdi bu deli diye? Son model arabasını dağlara taşlara vuruyor, kervan geçmez ıssız yerlerden çıkıp geliyor, kendi yetmiyormuş gibi arkasına da kendisi gibi meraklı insanları katıyordu. Elimden ve aracımdan geldiğince yol dışı gitmeye çalıştım ama nedense herkes Sorento’nun 4x4 bir araç olmadığı konusunda hemfikirdi, ben hariç. Hatta Çelik Motor yetkilileri bile o kadar yazışmalara, o kadar araştırmalara rağmen araçlarının arazi performansı hakkında yeterli bilgiyi sunamıyordu. Hep içimde bir merak vardı limit nereye kadar diye. Sonunda anladım ki bu iş Sorento ile olmayacak. Sorun aracın uygun olmaması değildi. Aracgerekli 4x4 ekipmanı monte etmek konusunda sorun yaşıyordum. Servisler aracın garantisinin bozulmasından bahsediyordu.

Anladım ki bana başka bir araç gerekli.
Hem arazide kullanabileceğim, hem günlük kilometre yapabileceğim, hem canım sıkıldığında bir anda yol dışına çıkabileceğim, hem de gözüme ve gönlüme hitap edebilecek bir süper car bulmam ya da yapmam lazımdı.

 

 

 

Hikâyenin ikinci kısmı, ne olacak bu araç diyerek başlıyor.
Kimdi arazinin ağır abisi, kralı, deli çocuğu? Arkadaşlarımla doluşup gideceğim bir 4x4 ya da bir aile aracı aramıyordum. Sadece benim olacak bir araç hayalim vardı. Sabahları teybimi sonuna kadar açarak, avazım çıktığı kadar bağırarak şarkı söyleyerek işime gitmek ve yolda kafamı dinlemek istiyordum. Aşkımın adı belli idi: ARACIM VE BEN.

Demek ki bu araç en fazla 2 kişilik olmalıydı. 2 kişi ve bagaj yeterli idi bana. Bir de tonlarca para verip yaptırdığım garajımda kendim tamir edebilmeliydim. Söküp akşama kadar akşamları sabaha kadar oynayabilmeliydim. Beceremediğim yerde hemen evime yakın yerde olan Fatsa sanayi sitesine götürüp tamir ettirebilmeliydim. Yeni nesil 4x4 araçlara yetkili servislerinin dışında kimse dokunamadığına göre hedefim belirlenmeye başlamıştı. Bir amerikan CJ5 alacaktım.

 

Bütün bir ayım akşamları internette araba aramakla geçti.
Çok güzel görünenleri de vardı hurda olanları da… Çok ucuzları da vardı çok para harcananları da… Beğendiklerimden 20’ye yakın bir liste yaptım, hepsinin artılarını ve eksilerini bir kâğıda döküp belli bir sıralama çıkardım. İstanbul’da 5, Ankara’da 3, Çorum’da 1, Safranbolu’da 1, Dalyan’da, 1 İzmir’de 2, Antalya’da 2, Yalova’da 1 araç vardı listemde. Ama her şey kâğıt üzerindeydi. Görmeli ve tanımalıydım araçları. İlk gördüğümde âşık olmalıydım.

 

Sonunda hareket zamanı geldi
Bayramda Safranbolu, Bayram sonrası İstanbul, oradan Yalova, Ankara, oradan İzmir, Dalyan, Antalya ve sonunda Çorum üzerinden eve dönecektik. Deli mi diyorsunuz bana? Aşık olacağım bir 4x4 arıyordum.

Bir haftada binlerce km yol kat ettikten ve onlarca araç gördükten sonra evimize döndük. Tüm araçları gördüğüm halde aklım beni aşan maliyetinden dolayı listeye bile koyamadığım bir CJ’de kalmıştı. Sahibi Hakan ile ile MSN’de tanışmış, bir kaç yazışmadan sonra kırk yıllık dost gibi olmuştuk. İstanbul’a gittiğimde Hakan ile tanışma fırsatım da oldu. (O da benim gibi Freelife okuyordu.) Tanıdığım bütün off-road’çuları biliyordu ve yol dışının hastası idi. Bu arada, bu bir haftalık maceramda off-road’cuları da tanıma şansı buldum. Çok güzel bir camia imiş bu yol dışı’çılar. Gittiğim iller, gördüğüm araçlar değişse de heyecan ve sohbetler hep aynıydı. Avcıların av hikâyeleri gibi herkesin bir kalış, batış, tırmanış hikayesi vardı. Hepsi birbirinden kaliteli onlarca insan ve onlarca araç tanıdım. Hem bilgim arttı hem de hevesim. Ama bu kadar yoldan ve yorgunluktan sonra elimiz boş gelmiştik evimize. Aklım istanbul’da Hakan’ın arabasında kalmıştı. MSN’de sohbetlerimiz devam etti. Sonunda bir gece yarısı baktık ki ne ben vazgeçebiliyorum ne de o başkasına satmak istiyor. Bize yine İstanbul yolu göründü, ama bu sefer bakmaya değil almaya :))))

 

İşte benim aracım
Araç 1980 model 258 cid (4200 litre ) 6 silindir CJ5 idi. Hakan’ın elinde yapmış olduğu masrafa ait faturalar ve dökümlerde aracın hikâyesini de takip edebiliyordum.

4.2 Hedman headders 350 $,
Şapkalı yarış tipi arka aks 750 $,
Warn makas kiti 1200 $ ,
4 teker disk fren sistemi 600 YTL
Ayarlı hidrolik direksiyon 1500 YTL
Warn 9000i vinç ve tablası 2000 $ ,
T176 4 ileri şanzıman 3500 YTL,
4 adet skyjacker amortisör, muhafazalı performance makas tablaları 250 YTL
41/10 ayna mahruti oranlı ön ve arka diferansiyeller, süper petek radyatör 475 YTL Bütün takozlar poliüreten prothane 350 $,
Spacer şaft istavrozları 380 YTL
Muhtelif krom aksam ve krom ön göğüs, 35x12,5x15 Goodyear Wrangler lastikler 2300 YTL,
Mengels 11 inç krom jant 1200 YTL vs. vs. vs.

Araç ilk alındıktan sonra tek tek sökülüp İstanbul’da Hakan Kartal’ın gözetiminde, yarışçıların ustası olarak bilinen Necmi Usta tarafından toplanmış. Zaten Necmi Ustanın garajında off-road şampiyonasında yarışan ilk 10 aracı görünce, tamam dedim doğru yerdeyim. Bir üstüne İzmir Titus’dan tanıdığım Mahmut Akülke’yi görünce araç konusundaki fikrim iyice kesinleşti.

 

 

 

Tabi aracı aldıktan sonra bizim de ufak tefek rötuşlarımız oldu, ama daha çok görselliğe dönük. Zaten araç ilk gün 1100 km yolu 9 saatte aldı. Yani el sürmeye hiç gerek yoktu.

 

 

 

Hikayenin sonu
Şimdi gezerken insanların araca bakışlarını izliyorum. Aslında çoğunun içinde var bir gün bir yerlerde yolun dışına çıkmak, sürüdeki koyun değil de dağlardaki yalnız kurt olmak. Bu araçla memlekete geldiğimde arkadaşlarımın çoğu beni sonradan görmelikle, parayı değerlendirememekle ve hatta çılgınlıkla suçladı. Çünkü onlara göre bu arabalara para verilmezdi. Kimininki kıskançlık kimininki yakıştırma, kimininki hayal… Hikayemin başlığı ne olsun diye düşünüyordum, sonra birden buldum: BU HAYAT BENİMMMMMM.

 

Giriş Formu






Kayıp Parola?

Fotoğraflar


4x4 Off-Road

Motosiklet

Doğa Gezileri

Oyun - Eğlence